a raise - Türkçe İngilizce Sözlük

a raise

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"a raise" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 87 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
raise a child f. çocuk yetiştirmek
raise a claim f. bir iddia öne sürmek
raise a claim f. bir iddiada bulunmak
Genel
raise a blockade f. ablukayı kaldırmak
raise one's glass in a toast f. kadeh kaldırmak
raise a flag f. bayrak çekmek
raise a loan f. ödünç almak
raise a hand f. el kaldırmak
raise a hell of a row f. kızılca kıyameti koparmak
not to raise a finger f. parmağını bile kıpırdatmamak
raise a laugh f. kahkaha atmak
raise a hue and cry f. protesto etmek
raise a stink f. kıyameti koparmak
raise a child f. çocuk büyütmek
raise a kid f. çocuk büyütmek
raise the money for (a research) f. (bir araştırma için) para toplamak
raise a leader f. lider yetiştirmek
raise to the level of a deity f. idolleştirmek
raise to the level of a deity f. ilahlaştırmak
raise a question mark in minds f. kafalarda soru işareti yaratmak
raise a baby f. bebek büyütmek
get a raise f. zam almak
raise a smile f. gülümsetmek
ask for a raise f. zam istemek
ask for a raise f. zam talep etmek
raise a laugh f. (dinleyicileri) güldürmek
raise a question f. bir soru sormak
raise a siege f. kuşatmayı kaldırmak
Atasözü
it takes a village to raise a child bir çocuğun yetiştirilmesi pek çok kişini yardımını ve desteğini gerektirir
it takes a village to raise a child bir çocuk yetiştirmek için bir köy gerekir
Deyim
land too poor to raise a racket on i. verimsiz toprak
land so poor it wouldn't even raise a fuss i. çorak arazi
land too poor to raise a racket on i. çorak arazi
land so poor it wouldn't even raise a fuss i. verimsiz toprak
land so poor it wouldn't even raise a fuss i. çorak toprak/arazi
land too poor to raise a racket on i. çorak toprak/arazi
land so poor you couldn't raise a fuss on it [old-fashioned] [us] i. çorak arazi/toprak
land so poor you couldn't raise a fuss on it [old-fashioned] [us] i. üzerinde bir şey yetiştirmeye elverişsiz arazi/toprak
land so poor you couldn't raise a fuss on it [old-fashioned] [us] i. aşırı verimsiz toprak
raise a hue and cry f. protesto etmek
raise a stink f. kıyameti koparmak
raise up a dust f. toz koparmak
raise a hue and cry f. etekleri tutuşmak
raise a stink f. olay çıkarmak
raise a few eyebrows f. şaşırtmak
raise a few eyebrows f. endişeye neden olmak
raise a hand against someone f. birine elini kaldırmak
raise a stink f. hır çıkarmak
raise a stink f. sorun yaratmak
raise a big stink f. olay çıkarmak
raise a big stink f. kıyameti koparmak
raise a stink f. mevzu yapmak
raise a stink (about something) f. (bir şeyi) büyütmek
raise a stink f. hadise çıkarmak
raise a stink (about something) f. (bir şeyden dolayı) kıyameti koparmak
raise a stink (about something) f. (bir şey hakkında) olay çıkarmak/yaratmak
raise a stink (about something) f. (bir şeyle ilgili) ortalığı ayağa kaldırmak
raise a stink (about something) f. (bir şeyle ilgili) sorun yaratmak
raise a stink f. mevzu çıkartmak
raise a stink (about something) f. (bir şeyle ilgili) hır çıkarmak
raise a hand against f. -e el kaldırmak
raise a stink (about someone/something) f. (biriyle/bir şeyle ilgili) ortalığı ayağa kaldırmak
raise a hue and (a) cry f. yaygara çıkarmak
raise a hand against (one) f. (birine) el kaldırmak
raise a stink (about someone/something) f. (biri/bir şey hakkında) olay çıkarmak/yaratmak
raise a voice against (someone or something) f. (birine/bir şeye) karşı ses/sesini çıkarmak
raise a stink (about someone/something) f. (biriyle/bir şeyle ilgili) sorun yaratmak
raise a voice against (someone or something) f. (birini/bir şeyi) kınamak
raise a glass (to someone) f. (birine) kadeh kaldırmak
raise a voice against (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) karşısında durmak
raise a hue and (a) cry f. protestoya neden olmak
raise a red flag f. olumsuz işaret vermek
raise a red flag f. tehlike işareti vermek
raise a stink (about someone/something) f. (birinden/bir şeyden dolayı) kıyameti koparmak
raise a voice against (someone or something) f. (birine/bir şeye) itiraz etmek
raise a stink (about someone/something) f. (biriyle/bir şeyle ilgili) hır çıkarmak
raise a hue and (a) cry f. kazan kaldırmaya neden olmak
raise a voice against (someone or something) f. (birine/bir şeye) karşı koymak/çıkmak
Konuşma
I will give you a raise expr. sana zam yapacağım
there is a point I'd like to raise here expr. burada değinmek istediğim bir nokta var
Ticaret/Ekonomi
ask for a raise f. zam istemek
give a raise f. zam yapmak
Hukuk
raise a check f. sahtecilik yaparak bir çekin değerini artırmak
Siyasal
raise a question f. konuyu gündeme getirmek
İnşaat
raise a building i. inşa etmek
raise a building f. bina dikmek
raise a building f. bina yapmak